unutulmaz sahneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
unutulmaz sahneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2010 Perşembe

Unutulmaz sahneler 22...

"Midnight Cowboy"...

John Schlesinger'in yönettiği film, Dustin Hoffman ve John Voight'un başarılı performanslarıyla sinema tarihine geçen, kaybedenler üzerine yapılmış en iyi yapımlardan biri...

Kasabalı genç bir adamın büyük kente erkekliğini satma amacıyla gelmesi ve bilmediği bu acımasız dünyada hayalkırıklığına uğramasıyla başlayan hikaye, gencin üç kağıtçı bir adamla karşılaşmasıyla devam eder..

Senaryo bundan sonra, iki adamın biribirine güven duyma süreci ve birlikte hayatta kalma mücadelelerini anlatır... Dostluk üzerine yazılmış en güzel hikayelerden biri...

En iyi film Oscar ödülü olan "Midnight Cowboy"un unutulmaz şarkısı Harry Nilsson'dan Everybodys talkin...




8 Haziran 2010 Salı

Unutulmaz sahneler 21...


Yol filmlerini her zaman sevmişimdir...

Kevin Reynolds'un 1985 yılı filmi "Fandango", bir grup gencin okul sonrası hayata atılmadan önce birlikte geçirdikleri son bir kaç günü anlatan muhteşem bir film...

Hikayesi ve anlatımıyla cult filmleri arasına giren "Fandango", Kevin Costner'ın da bir iki iyi filminden biri...

Vietnam savaşı öncesi mezun olan bir grup genç, kendi yollarına gitmeden önce, birlikte yapmaya söz verdikleri şeyleri gerçekleştirmek üzere yola düşürler... Kendi aralarındaki çekişmeler ve hayatlarına düzen verme çabalarıyla geçirecekleri bu yolculuk, grup için unutulmaz bir deneyim olacaktır...

Eylence ve mizahın, içten içe seyirciye hissettirdiği hüzünle birlikte yer aldığı özel filmlerden olan "Fandango", okul yıllarının aslında insan hayatındaki en keyifli dönem olduğunu, gerçek hayatın beklenmeyenlerle dolu olduğunu bizlere hatırlatan iyi bir film...



3 Haziran 2010 Perşembe

Unutulmaz sahneler 20...

Aşk, aldatma ve intikam üzerine kurulu bu kostüm-drama türü film, yönetmen Stephen Frears'ın baş yapıtlarından biri...

Edebiyat uyarlaması olan film, 18. yüzyıl Fransa'sının aristokrat dünyasında geçen, tehlikeli gönül oyunlarını anlatıyor...

Nüfuslu bir markiz ile eski sevgilisi yüksek sosyete içinde aşk üzerine acımasız oyunlar oynamaktadır...Günün birinde evli ve dindar olan bir kadın olan Mademe de Turvel'in baştan çıkarılması konusunda iddiaya giren iki eski aşık, kendilerini sonu beklenmedik bir oyununun içinde bulur... Aşk, ihanet ve hüsran üç taraf için de kaçılınmaz olur...

Yönetmen ve iyi bir uyarlama senaryonun yanı sıra Glenn Close, John Malkovich ve Michelle Pheiffer'in birinci sınıf oyunculukları, filmi klasik yapıyor...





27 Mayıs 2010 Perşembe

Unutulmaz sahneler 19...

David Mamet'in yazıp, yönettiği bu psikolojik-gerilim türü drama, insanoğlunun zekası ve merakının sınırlarıyla ilgili birinci sınıf bir film...

Akıllara durgunluk veren bir üçkağıdı perdeye aktaran yönetmen, birden fazla twist ile hikayeyi beklenmedik bir yöne sürüklerken, seyirciye de heyecanlı ve keyifli bir seyirlik sunuyor...

Oyun içinde oyunun yer aldığı hikaye, beklenmedik olaylar karşısında insanın kendini yeniden tanımasının yarattığı süprizleri gözlemlemek açısından da, seyretmesi hayli ilginç bir çalışma...

Joe Mantegna ve Lindsay Crouse'un başarılı performansları ve olağanüstü yazılmış senaryosuyla film, türün en iyilerinden...





22 Nisan 2010 Perşembe

Unutulmaz sahneler 18...

"Dog fight"... Partiye en çirkin kızı getiren erkeğin kazandığı acımasız bir oyun...

Dokunaklı bir hayat ve aşk hikayesi olan "Dog fight", üç arkadaşın Vietnam'a savaşmaya gitmeden önce geçirdikleri geceyi anlatıyor...

Son gecelerinde Dog fight oynamak isteyen gençlerden Eddie, eylenmek için davet ettiği Rose ile yakınlaşır... Arkadaşlarıyla Rose arasında kalan Eddie, zor bir karar verecektir...

Gençler ertesi gün savaşa gider... Üç yıl geçer... Bir gün Rose'un kapısı çalınır...

Hayatın süprizleri, ön yargılar ve aşk üzerine etkileyici ve iyi bir film "Dog fight"...

Nancy Savoca'nın 1991'de çektiği filmde, River Phoenix ve Lili Taylor oynuyor...





21 Nisan 2010 Çarşamba

Unutulmaz sahneler 17...

Milos Forman'ın 1975 yılı filmi "One flew over cuckoo's nest", ünlü yönetmenin başyapıtlarından biri...

Hikaye, akıl hastası rolü yaparak hapishane yerine akıl sağlığı kliniğine gönderilmeyi başaran dışa dönük, hayat dolu ve özgürlüğünü seven bir üç kağıtçının, kaçma planları yaparken, hastalarla kurduğu ilişki ve klinikteki değişimi anlatıyor...

Hastalara hayatı yeniden hatırlatmak isteyen üçkağıtçının bu çabaları, kliniği yöneten katı hemşire tarafından tehdit olarak algılanır... Bundan sonra yönetim ile üçkağıtçı arasında, hastaların haklarını koruma pahasına kişisel bir çatışma yaşanır... Özgürlük tekrar kazanılması en zor haklardan biridir...

Oscar'larda dört büyük ödülü birden alan nadir yapımlardan biri olarak tarihe de geçen film, Jack Nicholson'ın muhteşem oyunculuğu ile zirve yapıyor... Louise Fletcher, Brad Dourif ve diğer yardımcı oyuncular da övgüye değer...





9 Nisan 2010 Cuma

Unutulmaz sahneler 16...

Sdyney Pollack'ın 1969 yılına ait bu olağanüstü filmi, buhran döneminde sistemin acımasız çarklarına kapılan sıradan insanların hayatta kalma mücadelesini anlatıyor...

Film, sözde insanlara umut vermek için düzenlenen bir dans maratonuna katılan, hayatta kaybetmiş ama hayata bir şans daha vermek isteyen bir grup yarışmacının, gerçekle yüzleşmesini ve acımasız dünyadaki umutsuz çabalarını çarpıcı bir şekilde ekrana yansıtıyor...

Kapitalizmin eleştirildiği filmde, umutları boşa çıkan insanların hayattan kopma noktasına gelme süreçleri, filmin son sahnesi ile hafızalara kazınıyor...

Jane Fonda, Micheal Sarazin, Gig Young, Susannah York ve Bruce Dern gibi ünlü isimlerin yer aldığı film, bir baş yapıt...





7 Nisan 2010 Çarşamba

Unutulmaz sahneler 15...

George Roy Hill'in 1973 yılında çektiği "The Sting", üç kağıtçılarla ilgili yapılmış en iyi filmlerden biri...

Robert Redford ve Paul Newman'ın müthiş bir ikili oluşturdukları filmde, Robert Shaw da performansıyla göz dolduruyor...

1930'larda Chicago'da geçen film, aslında bir intikam öyküsü... Yönetmen, bu şapka çıkartılacak senaryoya sahip hikayeyi yedi bölümde anlatıyor...

Hikaye, dolandırıcılıkta daha yeni olan bir üç kağıtçının, ortağının kumar düşkünü bir gangster tarafından öldürülmesi üzerine, öç alma planı üzerine kurulu... Genç üç kağıtçı, efsane olmuş başka bir üç kağıtçıyla işbirliği yaparak, ortağını öldüren mafya babasına unutamayacağı bir ders verir...

En iyi film ve yönetmen dahil yedi Oscar alan filmin müzikleri de klasik... Scott Joplin'in meşhur "Entertainer" parçasının da yorumlandığı filmin müzikleri Marvin Hamlish'e ait..





5 Nisan 2010 Pazartesi

Unutulmaz sahneler 14...

Sydney Lumet'in 1975 yılı filmi "Dog day afternoon", Al Pacino ve John Cazale'nin yıldızlaştığı suç-drama türünde bir klasik...

Gerçek bir olaydan esinlenen hikaye, bir banka soygunu sırasında soyguncuların peşini bırakmayan aksilikler sonunda, olayın boyut değiştirerek, ülke gündemine oturmasıyla gelişen olayları konu ediyor...

Dönemin toplumsal sorunlarını farklı bakış açısıyla anlatan film, Vietnam savaşı sonrası hayalkırıklığı, eşcinsellik, aile, medya ve suç kavramlarını, mizahın da yardımıyla iyi bir senaryoda buluşturmayı başarıyor...

Süpriz plotu ve sarsıcı sonu ile film, herşeyin bir anda tüketildiği toplumlardaki sıradanlığı çarpıcı bir biçimde aktarıyor...





4 Nisan 2010 Pazar

Unutulmaz sahneler 13...

John Huston'un son dönem filmlerinden "Prizzi's Honor", iki kiralık katilin aşk ve iş arasında yaptıkları seçimle ilgili kara komedi türü bir film... Bir anlamda "Mr. Mrs Smith'in iyi ve ciddi versiyonu... Mukayese kabul etmez...

Ünlü bir mafya ailesi için çalışan kiralık bir katilin, aşık olduğu kadının da aynı işi yapıyor olmasını öğrenmesi, ilginç bir beraberliği başlatır... Ancak bu tehlikeli ilişki, içlerinden birinin aileye ihanet etmesiyle bozulur... İkili, aşkları ve işleri arasında ölümcül bir seçim yapmak zorunda kalır...

Jack Nickholson, Kathleen Turner ve Anjelica Huston'un etkileyici performansları, dönemine göre sıra dışı hikayesi ve kurgusuyla, "Prizzi's Honor", keyifle izlenecek bir seyirlik...

...SPOİLER....

Filmin final sahnesi... İzlememiş olanlar seyretmesin...



26 Mart 2010 Cuma

Unutulmaz sahneler 12...Network...

Hırs, yedi ölümcül günahtan biri...

Sidney Lumet'in 1976 yılı filmi "Network", medya etiği üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri...

Lumet, medyayı eleştirdiği filminde, reyting uğruna her yolu geçerli sayan medya çalışanlarını aklaki değerler bağlamında sorguluyor...

Reytingi düşen bir haber sunucunun, canlı yayında ihtihar edeceğini açıklamasıyla yeniden yükselişi, çalıştığı tv kanalının yöneticileri ve yapımcılar arasında mesleki ve aklaki bir tartışma başlatır... Bir yandan reyting , diğer yandan seyirciye olan sorumluluk, hırslı ve acımasız olanların hayatta kalabildiği medya sektöründe, denge kurulması en zor unsurlardan biridir...

İyi yazılmış senaryoda Faye Dunaway, William Holden, Robert Duwall ve Peter Finch'in etkileyici performansları, "Network"u izlenmesi şart filmler arasına sokuyor...





17 Mart 2010 Çarşamba

Unutulmaz sahneler 11... This property is condemned...

Herkes için bazı filmler özeldir... "This property is condemned" de benim için tam da öyle bir film...

Sdyney Pollack'ın bu nedense biraz geri planda kalmış filmi, buhran döneminde ABD'nin küçük bir kasabasında geçen, sosyal içerekli bir hikayenin içindeki hüzünlü bir aşk öyküsünü anlatır...

Alva, küçük bir kasabaya sıkışmış, hayalleri büyük olan bir taşra kızıdır... Owen ise kasabanın can damarı olan tren yolunun artık kullanılmayacağını kasabalılara duyurmak için yollanan görevli... Bir yandan yok olmaya mahkum kasabanın durumu, diğer yanda kasabalının cephe aldığı hükümet görevlisinin Alva ile olan aşkı, bu mükemmel dramanın iki temel konusunu oluşturur... Alva ile Owen'in aşkları Alva'nın annesine rağmen yaşayabilecek midir...

Franciss Ford Coppola'nın da aralarında bulunduğu bir grup senaristin, Tennessee Willams'ın oyunundan uyarladıkları senaryo birinci sınıf... Robert Redford ile Natalie Wood'un uyumu ise görülmeğe değer... Filmin şarkısı "Wish me a rainbow" ise tam bir klasik... Mutlaka görülmeli...





3 Mart 2010 Çarşamba

Unutulmaz sahneler 10... Who's afraid of Virginia Woolf...

Edward Albee'nin Broadway oyunundan 1966'da beyaz perdeye aktarılan film, Mike Nichols'un ilk yönetmenlik denemesi...

Elizabeth Taylor ile Richard Burton'un şapka çıkartıran performansları, bir iki mekanda geçen tiyatrovari tekniği ve muhteşem senaryosu bu siyah beyaz filmi klasikler arasına sokuyor...

Hikaye, orta yaşlı bir karı kocanın, evlerine gelen genç bir çiftle birlikte geçirdikleri, içinde acımasız oyunlar oynanan, sıra dışı bir geceyi anlatıyor...

Alkolik bir kadınla, babasının dekan olduğu bir üniversitede hoca olan kocası, sık sık başvurdukları birbirlerine acı çektirme oyunlarına bu kez evlerine konuk olan genç bir çifti de dahil eder... Orta yaşlı çift oyunda sınırları zorlarken, genç olanlar da hayata dair unutulmaz bir deneyim yaşar... Filmin sonunda bir nevi bel altı vuruş taktiği ile rakibini alt etme sahnesi insafsız olduğu kadar etkileyeci...

Filmde, iki büyük oyuncuya, George Segal ve Sandy Dennis eşlik ediyor... Mutlaka izlenmesi ve sahip olunması gereken bir film...





5 Şubat 2010 Cuma

Unutulmaz sahneler 9... Platoon...

Oliver Stone'un en sevdiğim filmi... Platoon...

Charlie Sheen, Willem Dafoe ve Tom Berenger'a pek çok ünlü ismin eşlik ettiği film, Vietnam Savaşı temalı filmler arasında en etkileyicilerinden biri...

Savaşın anlamsızlığını genç bir idealistin gözünden anlatan hikaye, Vietnam'a gönüllü giden genç bir askerin, zıt yöntemleri kullanan iki ayrı komutandan edindiği deneyimlerle hayatta kalma çabasını konu ediyor... Bunu yaparken bir anlamda hayatın kendisini sorguluyor...

Afişte de yer aldığı üzere, Ellias'in vurulduğu sahne, Samuel Barber'in " Adagio for strings"i ile de birleşince, unutulmaz sahneler arasına giriyor.





2 Şubat 2010 Salı

Unutulmaz sahneler 8... Sleuth...

Joseph L. Mankiewicz imzalı, Laurence Olivier ve Micheal Cain'in muhteşem oyunculuklarıyla sinema tarihine geçen "Sleuth", zeki senaryosuyla birinci sınıf bir polisiye...

Anthony Shaffer'in Tony ödüllü oyunundan uyarlanan film, bir kadın uğruna ölümüne mücadeleye giren iki adamın kedi fare oyununu anlatıyor...

Oyun içinde oyun hikayesiyle, film, hırs, tutku ve başarının erkek dünyasındaki egemenliğini başka açıdan ele alıyor...

Sınırlı mekanda geçen, az sayıda oyuncunun oynadığı ve tiyatrovari teknikle çekilen filmleri seviyorsanız, "Sleuth" doğru tercih...





19 Ocak 2010 Salı

Unutulmaz sahneler 7...The Conversation...

Fransis Ford Coppola'nın 1974 yılı psikolojik-gerilim türü filmi "The Conversation", ünlü yönetmenin en iyi çalışmalarından...

İşinin ehli bir dedektifin, kışkanç bir koca tarafından karısı ve sevgilisini takip etmesi için tutulmasıyla başlayıp, giderek karmaşık hale gelen ilişkiler zincirine dönüşen hikaye, paranoyak bir yapıya sahip dedektifin iş ve özel hayatındaki gelişmelerle baş edebilme mücadelesini yansıtıyor perdeye...

Birinci sınıf sinemacılık çıkaran Coppola'ya, Gene Hackman da muhteşem oyunculuğuyla eşlik ediyor...

Görmeden, sadece duyduğun bilgilere yönelik hareket etmenin ne kadar yanıltıcı olabileceğine ilişkin bir baş yapıt...







21 Aralık 2009 Pazartesi

Unutulmaz sahneler 6...

Sidney Lumet'in 1988 yılı filmi "Running on empty", usta yönetmenin en sevdiğim filmlerinden biri...

Lumet'in başyapıtları arasında anılmasa da, bence en iyi çalışmalarından biri olan "Running on empty", "sevmenin" aslında "serbest bırakmak" olduğunu anlatan muhteşem bir hikaye...

Vietnam savaşını protesto etmek isterken, birinin yaralanmasına neden oldukları için "kaçak" durumuna düşen Manfield çiftinin, iki oğullarıyla birlikte verdikleri yaşam mücadelesini anlatan bir yol filmi "Running on empty"...

Lumet'in yönetiminde, Christine Lahti, Judd Hirsch ve River Phonex'in oyunculukları olağanüstü... Senaryo ise çok sağlam... Politik içeriğinin yanı sıra müzik ve müzik aşkı da filmde bir başka ana karakter olarak yer alıyor... "Running on Empty"nin tema müziği filmi tamamlarken, James Taylor'un "Fire and Rain" parçası hikayeye anlam kazandırıyor...

Filmde beni etkileyen pek çok sahne var... Annie'nin yaşgünü kutlamasındaki dans ile anne-oğulun piyano çaldığı sahneler bunlardan bir kaçı... Ancak özellikle annenin kendi babasıyla bir restoranda buluştuğu ve oğlunu yanlarına almasını istediği sahne inanılmaz... Sinema tarihinde yazılmış en etkileyici metinlerden biri...





3 Aralık 2009 Perşembe

Unutulmaz sahneler 5...

Robert Zemeckis... filmlerinde teknik yenilikleri kullanmayı seven ve seyirciye yeni ufuklar sunabilen yönetmenlerden biri...

1988 tarihli "Who framed Rogger Rabbit", animasyon ile performansın buluştuğu ve sonucun mükemmel olduğu nadir filmlerden biri...

Çizgi ile gerçek dünya arasındaki çatışmayı bir cinayet hikayesi çevresinde anlatan film, tekniği ile animasyon filmlerinin de bir anlamda öncülüğünü yapıyor...

Bob Hoskins ve Christopher Lloyd'un rol aldıkları filmde, pek çok ünlü isim çizgi karakterlere ses veriyor...

Filmin en çekici karekteri ise kuşkusuz Jessica Rabbit... Siz hiç bu kadar seksi bir çizgi karakter izlediniz mi...

Jessica'dan müthiş bir parça... Why don't you do it...






17 Kasım 2009 Salı

Unutulmaz sahneler 4... Deliverance...

İngiliz yönetmen John Boorman'ın 1972 yılına ait "Deliverance" adlı filmi, mükemmel anlatımıyla güncelliğiyle koruyan pisikolojik-gerilim-macera türü bir seyirlik...

Hikaye, bir haftasonunu vahşi doğada geçirmeye karar veren dört işadamının, çıktıkları sonu belli olmayan nehir yolculuğu sırasında başlarına gelenlerden ötürü kişiliklerindeki dramatik değişimi gözler önüne seriyor...

Bir yandan doğa ile mücadele eden şehirli dört adam, yerli halk ile girdikleri çatışmada da ölüm kalım savaşı vermek zorunda kalır... Yabancı oldukları bir dünyada, hayatta kalmaya çalışırlar...

Jon Voight, Burt Reynolds, Ned Beatty ve Ronny Cox'un oynadıkları film, sosyal içeriğinin yanı sıra erkek dünyasına getirdiği farklı bakış açısıyla da etkili olmayı başarıyor...

Filmin unutulmaz sahnelerinden biri... Banjo duellosu...



10 Ekim 2009 Cumartesi

Unutulmaz sahneler 3... Cabaret...

Cabaret... Politika ile sahne dünyasını birleştirmeyi başarabilen nadir müzikal filmlerden biri... Liza Minelli, Micheal York, Helmut Griem ve Joel Grey'in usta oyunculuklarıyla parlayan 1972 yapımı film, Bob Fosse imzası taşıyor...

1930'ların Almanya'sında Nazilerin yükselmekte olduğu bir dönemde geçen film, bir kabere şarkıcısı, İngiliz bir öğretmen ve Alman bir baron arasındaki üçlü ilişkiyi, politik bir arka planda anlatıyor...

Kabere aslında, dönemin siyasi ve günlük yaşamının küçük bir kopyasıdır... Christopher Isherwood'ın yarı otobiyoğrafik ''Goodbye to Berlin'' adlı hikayesinden esinlenen Cabaret, Bohem yaşam tarzı, Nazi Almanyası ve cinsellik gibi konulara bakış açısıyla, sinema tarihinin unutulmazları arasında yerini alıyor...

Cabaret, Fosse, Minelli ve Grey'e de birer Oscar getiriyor...

İşte Minelli ve Grey'in müthiş performanslarıyla, filmin imza şarkılarından biri... Money...








Konu Başlıkları